İlk düzenli ordu Mete Han zamanında kurulmuş bilmem kaç yüzyıl önce. O günlerde tabi klasik tarihten öğrendiğimiz gibi Çin tehlikesi var, o yüzden böyle bir ihtiyaç söz konusu. Cidden bir güç olmak gerekiyor yani anlayacağınız. İlerleyen zamanlarda, yani Osmanlıya geldiğimizde ise yeni topraklar ve cihat anlayışı için asker olduk. Allah aşkı için yani. Ama biz biliyoruz ki, Şehzade Murat “Yarin yanağından gayrı herşeyde, heryerde Hep beraber” diyen Şeyh Bedrettin ve yoldaşlarını katletmekten geri durmadı.

     Ya Pir Sultan, onlarda aynı ordunun kılıcından geçmedi mi? Daha da ileriye gelirsek, aynı ordu ve askerler Dersim’de binlerce kişiyi katletmedi mi? Belki biraz daha yakın zamana gelmemiz gerekecek hatırlaman için, Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i, ve Mahirleri aynı ordu katletmedimi? Ya 12 Eylül? Hepimizi bir karanlık çukura çekmeye çalışan 12 Eylül’ü aynı ordu yapmadımı?

Peki neden zorunlu askerlik?
      Cevabı kolay aslında, ülke bütünlüğüymüş falan palavraları değil. Asıl nedeni, kendini korumak isteyen burjuvazinin, beleş korumaları oluyoruz hepimiz. Burjuvazi, kendini korumak ve biz emekçilere baskı yapmak için devlet mekanizmasını oluşuturdu. Şimdi aynı devlet aracılığıyla onun için ölmemizi emrediyor. Zorunlu askerlik dyor...
Askerin görevi nedir?
      Sınırda vatanı beklemek falan değil. Nerede bir toplumsal olay var, polis baş edemiyorsa asker orada. Nerede bir karşı gelme durumu asker orada. Kardeşi kardeşe kırdırıyorlar.
Ama işte gel gör ki devlet, bu orduya asker ihtiyacını burjuvalardan karşılamıyor. Biz emekçi çocuklarından karşılıyor. “Askerlik, vatan borcudur.” Hal bu ise İnsan Hakların’da bu, durumun tam tersidir. “Her insan borçsuz, hür iradeli olarak dünyaya gelir.0” der. Şimdi devlet, bizi ucuz iş gücü olarak gördüğü yetmiyormuş gibi, hayatımızı burjuvalara satmıyormuş gibi, onların isteği doğrultusunda bize zülum etmiyormuş gibi, birde canımızı almak istiyor ve kendisini korumamız için bizi askere zorla almaya çalışıyor.
      “E ben gitmek istemiyorum ne yapacağım?” Diye düşünceksin önce. Sonra aklına kaçmak gelecek. Kaçacaksın evet ama, vatan borcu ve alacaklı borcunu alacak. Senin peşinden gelecek. En sonunda seni bulacak ve bulduğunda önce zorla askere almaya çalışacak. Sen irade gösterirsen belki dövecek. Hmm Avrupa’da şöyle birşey vardı zannedersem Vicdanı Red. Ama benim vicdanım sızlamıyor ki, askere gitmeyince neyin vicdanını yaşayacağım. Neyse sen vicdanı redciyim dediğin anda sana iki seçenek bırakçaklar. Ya bedelini öde yada hapis yat. Ama bedelini ödeyecek paramız yok.
      Acaba bu parayı bulmak için ne yapacağız? Bu güzel sorunun cevabı ise, gene burjuvazinin içinde yatıyor. Şöyle açıklamak gerekirse, burjuvalara destek sağlayan kapitalist bankalar, bu bedelli askerlik, yasadan geçtikten hemen 3 gün sonra, krediler açtılar ve büyük yatırımlarını buraya yaptılar. Sonuç olarak karşımıza ne çıkıyor? İki tarafada faydamız oldu. Hem devlete olan askerlik borcumuzu kapattık. Hem de burjuvazinin bankasından borç alarak,bur juvaziye borçlanmış olduk. Ne güzel işliyor çark? Hiç değişmeyecekmiş gibi sürekli işliyor ama feleğin çarkına çomak sokmakta bizim elimizde nede olsa biz olmazsak, ne ordunun orduluğu kalır, ne fabrikanın fabrikalığı, ne burjuvazinin ucuz iş gücü.
      Arkadaşım devlet saldırmaya devam ediyor. Seni arkasına alarak,işçiden yanaymış gibi görünerek, asıl işçiden emekçiden yana olan bizlerin üzerine salıyor. Artık dur de. Bedelli Askerlik yasasına da, Vicdanı Reddin içini boşaltmasına artık bir dur de.

Ankara' dan bir ÖB' li