Sen yürürsün rüzgar yürür
Dallar eğilir
Yapraklar secde eder yürüyüşüne
Sular kabarıp dalgalanır
Köpüklü başlarıyla selamlar seni
Ne tanrılar kalır önünde
Ne beyler ne krallar
Seninle yazılır en büyük destan
En güzel tarih seninle başlar

Adnan Yücel

Usta ne güzel yazmış yürüyenin destanını. “sen yürürsün rüzgar yürür”. Rüzgarı arkasına alınca devrimci olanlara inat, yürüyünce rüzgarı yürütenler var bir de.

Sokaklardan umutsuz işçi yüzleri geçiyor. Borç batağındaki emekçi yüzleri hemen ayırt ediliyor içlerinden, daha bir kamburlaşmışlar, omuzlar daha düşük. Kimi genç işçiler de var taşı sıksam suyu çıkar derler. Kimi genç işçiler aşkı öğreniyorlar. Oysa sokaklarda aşk yok yozluk var. Bir de bunların yanında kimi genç işçiler var ki umutları erken tükenmiş hüzün verici çarpık gülümsemeleri var. Erken yaşlanıyorlar. Sorsan 21 22 yaşlarında. Yaklaşsan yanlarına başlayacaklar dertlerin yükünü bir dostla paylaşma ihtiyaçlarını dağa taşa haykırmaya.

Dününde birileri ödemişler onurluca var olmanın bedelini. Çok korktukları olmuş, çok sevdikleri, çok üzüldükleri yıldıkları, çok yıprandıkları, çok yanlışları olmuş. Ama çok çalışmışlar, didinmişler uğraşmışlar kimi gün başarmışlar, kimi gün yenilmişler sonra düşmüşler cezaevlerine ölümlere. Kalanları şimdi gülümsüyorlar. İçlerinde yeni bir umut var. Yeni bir çaba var. Onlar umut olmadığı günlerde bile tarih karşısında doğruyu söylemekten çekinmediler. Sayıları azdı, çoğu şehit düştü, kimi terketti yoldaşlarını “bozgundu kodu gitti çokları, sığındılar yırtıcı kuşlar karanlığına” kalanları, o bir avuç nefer soluk soluğa bayrağı sana taşıdılar.

Genç Yoldaş

Dünyaya bir baksana. Çok dersler var Tunus’ta kendisiyle beraber kralları yakan gençte. Çok dersler var Şili, Yunanistan, Mısır sokaklarında. Sen bir adım atsan Wall Street sokaklarında oturmakla yetinmeyecek onlar! Sen onlara da öğreteceksin Anadolu’nun Bedreddin Pir Sultan Osman, Fatih, Eralp, Nilgün geleneğini.

Genç Yoldaş

Yürümenin zamanı geldi. Yürü ve rüzgarı yürüt artık. Bak gün seni bekliyor! Tutuştur günü ve geceleri. Aydınlansın kırlar ve kentler! Oku dününü tarihini, zor değil bir tutam kır çiçeğinden ovalar dolusu kır çiçekleri yaratmak! önce kır çiçeği olacağız.

Şimdi çocuklar korkuyla büyüyor genç yoldaş! Arkanda bırak bütün geride kalmışların sıkıntı verici sözlerini! Önünde yeni kır çiçeklerini bekleyen bir tarih yatıyor! Arkanda değil o tarih onu sen yaratacaksın o tarih önünde!

Genç yoldaş

Onsuz savaştıklarımızın hüznünü taşımalısın. Ama onların yokluğunu artık hissettirme yeter! Bak dün çok aradık onları. Acıları Ekim kadar hüzünlüydü. Olsalardı çıkabilir miydi kavga kaçkınları itirafçı bozuntuları…
Tarih seni bekliyor genç yoldaş! Dünya seni bekliyor! Umutları çalınmış sokaklarda kaldırım taşlarından umut yaratma sırası şimdi. Şimdi geleceği taşıyan şişeler aydınlatacak sokakları. Şimdi isyan zamanı şimdi kavganın yükünü sen sırtlayacaksın, Şimdi sorumluluk alma, yeni bir ekim komutanı olma zamanı!