Üniversiteler emekçi çocuklarına kapatıldıkça ve eğitim daha fazla pahalılaştıkça öğrenciler çalışmakta buluyor çözümü. Öğrencilerin iş bulmaya yönelmesi de tek yanlı değil. Çünkü diğer yandan; hayatımızı daha fazla darboğaza sokan patronlar da iş yerlerine öğrenci almak istiyorlar. Hem de bize, emekçi çocuklarına daha fazla "yardımcı olmak" için.
Geçen yıla göre part-time iş ilanlarında %57′ nin üzerinde bir artış söz konusu. Yani patronlar da daha fazla sömürebilecek, güvencesiz çalıştırabilecek, ucuz iş gücü olarak öğrencilere rağbet gösteriyor. Örneğin bir markette part-time çalışıyorsanız; tam çalışma saati 8 saatken siz 6 altı saat (yarı zamanlı) çalışıyorsunuz. Bunun üzerine ne yemek ne de yol parası hakkınız var. Alacağınız ise 400 lirayı asla geçmez.
Bu uygulamaya başvuran hem iş yaşantısında hem de yaşamın diğer alanında öğrencilere de kölelik zincirini geçirenler de öyle mahalle bakkalı ya da küçük sanayide bir esnaf değil. Bunu yapanlar arasında Koçtaş, ElectroWorld gibi Türkiye’ de mobilya, elektronik parekendeciliği sektörünün devleri var.
Öğrenciler nerede çalışır?
Öğrenciler iş alanlarının büyük bir çoğunluğunda çalışabiliyor. Burada yazacaklarımız sigortalı ve devletin denetiminde olan iş alanları için geçerli. Yaşamdan öğrendiğimiz kadarıyla erkek öğrenciler özellikle inşaatlarda çalışıken, kadın öğrenciler standlarda hosteslik görevinde daha fazla bulunuyor. Ama bu iki iş alanı da sigortasız. Dolayısıyla yaşamın istatistiklerinde bunlar göze çarpıyorken, burjuvazinin araştırması farklı bir noktayı işaret ediyor.
Sıralamada birinci sırayı eğitim alanı alırken; gıda, bilişim, sağlık-tıp, hizmet sektörleri de listede ardarda uzuyor. Eğitim alanında dershanelerde ayda 200 liraya çalışan öğrencilerden bazılarına dershane sahipleri ücret dahi ödemiyor.
Biz de bu yollardan geçtik !
Türk sermayesinin ileri gelen CEO’ ları ile yapılan röportaj sırasında sorulara öyle mutluca cevap veriyorlar ki. Yani öğrencileri çalıştırmaktan öyle mutlular ki. Çünkü onlar işçiye bir maaliyet gözüyle baktıkları için en ucuz "maaliyette" olan öğrencileri bulunca da sevinçten ağızları 10 karış açılıyor.
Bir de öğrenciler zorunlu değillermiş de, keyiften çalışıyorlarmış gibi tavsiyelerde bulunuyorlar. “Biz de bu yollardan geçtik, siz de çalışın ve bizim gibi yükselin" diyorlar.
Sabancı’ nın limon satıp zengin olması gibi, bunlar da güya gençken bizim gibi işe başvurmuşlar. Çok seçici olmuşlar. İşleri kendileri seçmiş ve sonunda kariyer sahibi olmuşlar. Nerden nereye gelmişler.
Marketlerde bile temel gıda maddelerinden önce gözümüze çarpan kariyer kitapları gibi konuşuyorlar. Konu öyle bir hal alıyor ki. Bu durumu zekalarıyla açıklıyorlar. Dünyanın geri kalanına, kendi dışındakilere -yani emekçilere- aptal muamelesi yapıyorlar. Hayır onlar zeki değil. Onlar her koyun kendi bacağından asılır felsefesini içselleştirip yanında duran arkadaşını, harcını karşılamak için çalışırken ölen öğrencileri görmeden yaşıyorlar. Kariyer-para onlar için tek amaç olduğu için bunu pazarlamaya çalışıyorlar.
Kariyeriniz Batsın !
Patronlara göre öğrencilerin iş araması için çok sebep var. Kariyer, geleceğe hazırlık vb. gibi bir çok faydasını sıralayan patronlara ise bizim çalışma nedenimiz çok net. Eğitim paralı, yaşamak paralı ve her gün emekçilerin boğazlarını daha fazla sıkıyorsunuz. İşte bizim nedenimiz kariyerden ziyade öğrenim hayatımızı devam ettirebilmek.
İşte bu gerçekler ışığında 3 milyona yakın öğrencinin neredeyse yarısının internet sitelerinde CV’ si var. 2 öğrenci arkadaştan biri çalışmak zorunda olduğu için işe başvurmuş. Çalışan öğrencilerin kaydı da tam olmadığı için -çünkü çoğu sigortasız kaydı tutulmuyor- net bir sayı veremiyoruz.
İlerleyen zamanlarda eğitim, hizmet, perakende vb. sektöründe çalışan öğrenci-işçilerle yapacağımız röportajları da yayınlayacağız.