Kuruluş'un bu yılki temasını, kitlesel başkaldırı ve isyan dalgalarının peşpeşe patladığı dünyadaki değişim oluşturdu.Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği'nin 12 Şubat 2012 “Tarihin yeni sayfası” başlıklı kuruluş etkinliği Stuttgart'ta yapıldı.
 

Etkinliğe yaklaşık yüzelli kişi katıldı. Dondurucu soğuk ve kimi aksilikler nedeniyle örneğin Paris, Dortmund ve Duisburg'dan hiç katılım olamadı. Köln'den katılım ise beklenenin altındaydı. Buna karşın etkinliğin bu kez Stuttgart gibi örgütlü güçlerin ve çevre ilişkilerinin sınırlı ve fazlasıyla yıpranmış olduğu bir merkezde yapılmış olması, TİKB'nin yeni yönelimlerine uygun bir tercihti. İçerdiği bütün risklere karşın, yerleşik alışkanlık ve reflekslerin dışına çıkmanın esas alınması, Stutgart gibi işçi ağırlıklı bir kentin tercih edilmesinde belirleyici etkenlerden biri oldu.

Kuruluş etkinliğinin bu yılki temasını, kitlesel başkaldırı ve isyan dalgalarının peşpeşe patladığı dünyadaki değişim oluşturdu. “Tarihin yeni sayfası” adı altında örgütlenen etkinliğe bu devrimci soluğu yaşandığı ülke ve coğrafyalardan taşıyacak isimler davet edilmişti. Fakat bunlardan Yunanistan ve Mısır'dan çağrılan konuşmacılar ülkelerindeki mücadelenin yeniden kızıştığı kritik günlerin yaşanıyor olması nedeniyle etkinliğe katılamadılar. Normal koşullarda “olumsuz bir durum” ve “zaafiyet” olarak görülebilecek bu aksaklığın kendisi dahi, etkinliğin ana temasının dönemin ruhuna ne kadar denk düştüğünün anlamlı bir göstergesiydi. Yunanistan'dan davet edilen Yannis Almpanis'in etkinliğe 72 saat kala gönderdiği aşağıdaki mesaj, durumun aynası niteliğindeydi:

"Yoldaşlar,

Dün gece Yunan Hükümeti ve AB, IMF, Avrupa Merkez Bankası'ndan oluşan üçlü “troyka” yeni kurtarma paketini açıkladı. Tüm maaşlarda yüzde 22 oranında (genç işçiler için yüzde 35) kesinti yapıldı. Bu emeklilerde yüzde 15. Dahası, kamu sektöründe çalışan 15 bin işçi işten çıkarılacak. “Kurtarma planı” Pazar günü Parlamentoda oylanacak.

Sizin de bildiğiniz gibi, bu işçi sınıfına karşı topyekün bir savaş ilanı. Yarın (10 Şubat Cuma) ve bir sonraki gün 48 saat sürecek genel grev yapılacak. Pazar günü, bu korkunç planın oylanacağı Parlamentoyu engellemek için son çatışma yaşanacak. Tahmin edeceğiniz gibi benim hareket içindeki durumum halkım için bu kritik kesitte onlarla birlikte olmamama izin vermez. Bu yüzden sizin toplantınıza katılma kararımı iptal etmek zorunda kaldım. Mücadelenize ve fedakarlıklarınıza derin saygı duyan biri olarak bu karar nedeniyle çok üzgünüm. Yine de başka bir çözüm yolu yok. Bu, son çarpışmayı kaybedip kaybetmeme sorunu. Beni anlayacağınızdan eminim.

Yeniden özür dilerim,
Dayanışma duygularımla...

Mısır'dan Mustafa Mohie ve sonradan davet edilen Rabab El-Mahdi, katılamama gerekçeleri de Yannis Almpanis'le ortaktı. Buna karşın Arap devrimleri ve halk isyanlarının soluğunu, Tunus'tan PCOT'un (Tunus İşçilerinin Komünist Partisi) gençlik örgütlenmesi Tunus Genç Komünistler Birliği Ulusal Konsey Üyesi Sami Ben Gazi taşıdı.

Etkinlik devrim mücadelesinde ölümsüzleşenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından. 34. kavga yılına girerken, tasfiyeciliğin yarattığı tahribattan çıkışın örneklerininin yaşamda da varedilmeye başlandığına dair kısa bir açılış konuşması yapıldı. Ve gelen mesajlar içinden ilk olarak Genç Komünarlar'ın mesajı okundu.

Ardından panel bölümüne geçildi. Panelde ilk söz Sami Ben Gazi'nindi. Tunuslu genç yoldaş, Tunus'un yakın siyasi tarihini genel hatlarıyla özetledikten sonra Bin Ali diktatörlüğünün yıkılmasına yol açan son isyan dalgasının gelişim seyrini ve nedenlerini anlattı. Bu dalganın özellikle 2005 sonrasının işçi grev ve eylemleriyle olan bağlantısı yanında işsiz işçi gençliğin dinamizmiyle ilişkisinin altını çizdi. Ben Gazi yoldaşın özellikle vurguladığı noktalardan biri de, Tunus'un da aralarında bulunduğu Arap ülkelerini saran isyan dalgasının kapitalizmin kriziyle dolaysız bağı oldu. Devrimlerin ilk etapta siyasi hedef ve sonuçları olmakla birlikte bunların aynı zamanda toplumsal devrim süreçleri olduğunu ve bundan sonraki aşamanın bu doğrultuda gelişeceğini belirtti. Ancak çevirinin yetersizliği nedeniyle konuşmanın içeriği ve coşkusu salona tam olarak yansımadı.

TİKB adına yapılan konuşmada, 2011 yılını son 30 yıldan farklı kılan yönlere işaret edildi. Bir zamanlar solcu, sosyalist, hatta Marksist-Leninist geçinen kimi beyinleri ve ruhları dahi değişik biçimler altında teslim alan neoliberal hegemonyanın saltanatını yerinden oynatan bu dinamiklerin karakteristik özelliklerine dikkat çekildi. “Tarihin yeni sayfası” belirlemesinin hangi öncüllerden hareketle hangi bağlamda kullanıldığı özetlendi. Bu nitelemeyi doğrulayan somut örnekler arasında daha düne kadar sosyalizmin güncelliği ve aciliyetine işaret eden devrimci yaklaşımları, “objektif koşulları doğru değerlendiremediği gibi subjektif faaliyetin doğru noktalara yoğunlaşarak yürütülmesini engelleyen indirgemeci, kestirmeci, dar siyasal belirlemeler” olarak değersizleştirmeye çalışan kavga kaçkını liberallerin bile bugün “komünizmin güncelliği” gibi içi boş keskinliklerle boy gösterme ihtiyacını duyar hale gelişine dikkat çekildi. Tarihsel bakımdan nasıl bir fırsat-tehlike diyalektiğiyle karşı karşıya olunduğunun bağlantısı içinde tek bir hamle ya da an'la sınırlı görülmemesi gereken bu hareketlere yaklaşım konusundaki devrimci tutumla “ruhunu kaybetmiş devrimcilik” arasındaki farklar üzerinde duruldu. Ve son olarak, proletaryaya devrimci komünist öncülük iddiasının asgari koşulları kapsamında sınıf ve kitle hareketinin içine dalmak, sosyalist proletaryanın tarihsel bilinci ve programatik perspektifleri doğrultusunda hareket içinde öncüleşme iddiasını taşımak ve proletarya enternasyonalizmini pratikleştirmenin önemi ve zorunluluğu hatırlatıldı.

Sonra sorulara geçildi. Sınırlı birkaç sorunun ardından, davetli olmadıkları halde etkinlikte stand açma talepleri reddedilen Kızıl Bayrak okurlarının provokatif bir ortam yaratma girişimlerine gereken kısa bir cevaptan sonra bu bölüm kapatıldı.

İkinci bölüme sinevizyon gösterimi ve kardeş parti ve örgütlerden gelen mesajların okunmasıyla başlandı. Arkasından sahneye Köln Yaşamevi Korosu geldi. Avusturya İşçi Marşı'yla programına başlayan koro daha sonra “İstanbul”, “Türküler yanmaz”, “Güleycan”, “Yürüyoruz dalgalar gibi” ve “Bir adım daha...” türkü ve marşlarıyla programını tamamladı.

Ve nihayet Kutup Yıldızı sahne aldı. Eski ve yeni parçalarından oluşan etkileyici bir program ve performans sergileyen grup, salonda farklı bir rüzgar estirdi. Kutup Yıldızı'nın ismiyle özdeşleşmiş parçalara ve Kutup Yıldızı'na özlem duyan dinleyiciler grubun etkileyici performansının da katkısıyla coştular. Parçalara zaman zaman devrimci sloganlar eşlik etti.

Etkinlik bu coşkuyla noktalandı.