1970’lere damgasını vuran 15-16 Haziran İşçi Direnişi’nde işçi sınıfı fabrikalarından dökülerek İstanbul’da 3 gün boyunca emeğin yumruğunu konuşturmuştu. Burjuvazinin DİSK’i kapatma girişimlerine karşı patlayan işçi sınıfının öfkesi o dönem ensesi kalın patronlara, hükümetinden muhalefetine bütün düzen partilerine o güne kadar hiç dökmedikleri terler döktürmüştü. Geçirilmek istenen yasa parlamento tarafından apar topar geri çekilmiş ve patronların, bütün sömürücülerin dudakları uçuklamıştı.
Sonrasında kolları sıvayan burjuvazi hem kendi çıkarları için hem de özel olarak işçi sınıfı ve emekçi kitleleri daha rahat sömürmek, dolaşımı daha rahat sağlamak için şehrin içindeki bütün fabrikaları şehrin dışına taşımıştı. Fabrikaların topluca kent merkezlerinden sınır bölgelere taşınmasıyla Organize Sanayi Bölgeleri oluştu. Böylece hem işçi sınıfı kentlerden uzak tutuluyor hem de maliyetler düşürülerek kar arttırılıyordu. Bir taşla iki kuş!..
Tamamen aynı kefeye konulamasa da benzer bir haberi daha müjdelediler! Bu sefer şehir dışına taşınan okullar olacakmış! İlköğretiminden lisesine bütün okullar, topluca şehir dışındaki bölgelere taşınacakmış. Duyuruyu yapan Ankara Valisi Alaaddin Yüksel bu akıl almaz projeyi tanıttı: “Bir okullar şehri alanında 30-50 okul bulunacak. İçinde yüzme havuzları, alışveriş merkezleri, sağlık üniteleri; her istikamete sabah metro araçlarıyla birkaç bin öğrenci götürüp akşam şehre döndürmeyi amaçlayan çok önemli bir projeyi tartışacağız.”
İşçi ve emekçi çocukları olarak buna ne diyelim? İçinde yüzme havuzları, alışveriş merkezleri, sağlık üniteleri olacakmış. Anne, babalarımızın dünyayı yaratarak kazandığı o asgari ücretten bize düşen payla alışveriş merkezlerine mi gideceğiz? Meslek liselerinde yaşadığımız staj sömürüsünden arta kalan zamanlarda havuzlarda mı yüzeceğiz?..
Bütün yaşantımızı, daha ilkokul sıralarından cendereye alan hayatımızı sınav üstüne sınavla boğan, lise sıralarında staj adı altında emeğimizi sömüren burjuvazi, kapitalist eğitim sisteminin temsilcileri ne kadar da düşünceli! Gözlerimiz mi yaşarmalı?..
Biz bu projenin anlamını biliyoruz. Fabrikaların şehir dışına taşınması ve OSB’lerle bir taşla iki kuş vuran burjuvazi, şimdi bir yenisini planlıyor! Bir taşla üç hatta beş kuş vurma planları ağızlarını sulandırıyor! OSB’lerin şehir dışına taşınması ile birlikte işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin büyük bir kısmı da şehir dışına taşınmış oldu. OSB’ler çevresinde oluşan büyük işçi mahalleleri ve emekçi semtleri oluştu. Ve ne tesadüf ki bu okulların şehir dışına taşınması projesinde bizim rahatımızı düşünmekten gözüne uyku girmeyen burjuvazi (!) en büyük ağırlığı ‘Endüstri Meslek Liseleri’ne veriyor! İşçi ve emekçi çocuklarının yüzüne gitgide kapanan üniversite kapılarının da etkisiyle meslek liselerine yönlendirilen, anne ve babalarından görmeye alışık oldukları ağır sömürü koşullarına daha lise sıralarında sokulan sınıf gençliği böylece fabrika bölgelerine daha çok yaklaştırılacak. Ve sömürüleri kolaylaşacak, derinleşecek ve ucuza patlayacak (Aynı planları üniversite-sanayi işbirliği projelerinde de görüyoruz).
Öğrenci gençliğin ve ailelerin sırtına yol parası yükü kat kat binecek. Ancak burjuvazi için bu, “alın verin ekonomiye can verin”e dönüşecek bir iki taş oyunu. Ayrıca dişi sineği bile ranta ve kara dönüştürmede uzmanlaşan burjuvazi için taşınacak birçok okulun kent merkezindeki bol rantlı arazileri yeni sömürü cennetleri olacak. Bilin bakalım burjuvazi taşınan okulların arazilerini nereye satıyor! TOKİ’ye! Daha önce yakarak, türlü bahanelerle yıkarak rant kapısına çevirmek istedikleri okullar için yeni ve makyajlı formül bu. Ve bu janjanlı projeyi kazıdıkça altından çıkan birçok barbarlık oyunu, biz işçi ve emekçi çocuklarına patlayacak birçok fatura var!
Burjuvazi işçi sınıfı ve emekçi kitlelere kıdem tazminatıyla, özel istihdam bürolarıyla, bölgesel asgari ücretle azgınca saldırmanın yanı sıra her fırsatta yaşayacağı krizin yükünü biz sınıf gençliğine yüklemenin, geleceğini güvence altına almanın planlarını ve icraatlarını yapıyor! Kapitalizm geleceği için bizi sömürmek için harıl harıl çalışırken geleceğimiz için biz ne yapacağız?
Bizim geleceğimiz kapitalizmin bu soğuk ayazından sosyazlimin baharını çıkartmata yatıyor! Ve geleceğimizi kazanmak için savaşmak zorundayız. Gençlik olarak parça parça gelen bu saldırılardan oluşan bütünü görmeli ve mücadele etmeliyiz! Edeceğiz!.. Bu açıklama üzerine biz de açıklamamızı yapıyoruz: Gençliğe yönelik saldırılara karşı bütün gücümüzle ve araçlarımızla alanlarda olacağız! Geleceğimize sahip çıkmak için örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
Sınıfa karşı sınıf, krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm!
Dünyayı istiyoruz, kırıntı değil!