İşçi sınıfına Ulusal İstihdam Stratejisi, Kürt Ulusuna topyekün savaş ilanıyla zincirlerinden boşanmışçasına saldıran “İşbirlikçi Tekelci Burjuvazi” önceden de belirttiğimiz gibi bütün bunlardan hiç de kopuk olmayan bir şekilde, öğrenci gençliğe topuklarını vura vura koşturuyor.

Öğrenci gençliğe kölelikten başka bir gelecek tanımayan burjuvazi, mezun olan yüz binlerce diplomalı işsiz genç için şimdi de Özel İstihdam Büroları’nın önünü açıyor. Modern köle pazarları olan ÖİB’lerle patronların karnı, biz işçi ve emekçi çocuklarının ise acıları kat kat şişecek. Geriye kalan öğrenciler için ise burjuvazi planı hazırlamış durumda. Üniversite – Sanayi işbirliği moda sloganları oldu. Daha amfi sıralarından sömürmeye hazırlandıkları emeğimizi düşünen burjuvazi ağzından salyalar akıta akıta at koşturuyor. İşte Eskişehir'den "başarılı" bir örnek...

ESOGÜ’de Neler oluyor?

Üniversite – Sanayi işbirliği planlarını iyi içselleştirmiş bir rektörle karşı karşıyayız. Ne yapacağının talimatını gayet iyi idrak etmiş olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi yeni rektörü Hasan Gönen icraatlerine sıkı başlamış durumda. ESOGÜ’nün internet sitesinde çıkan haberin başlığı aynen şöyle:

ESOGÜ ve Hisarlar Arasında Üniversite – Sanayi İşbirliği

ESOGÜ’nün bu çalışkan yeni rektörü Hasan Gönen atanmadan önce AKP’den İlçe Belediye Başkan adayı idi. Şansı bu kulvarda tutmayan yeni rektörü rektör yapan ise burjuvazinin ve hükümetin onda gördüğü ışık olsa gerek.

Hasan Gönen, üniversite yöneticileri ve Mühendislik Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden oluşturduğu bir heyet – ki bu heyete girmek için aranan kıstasları herkes tahmin edebilir.- ile Eskişehir’de faaliyet gösteren Hisarlar Makine Sanayi’nin Çukurhisar’da bulunan fabrikasına işbirliği kapsamında projeler geliştirmek ve daha önce belirlenen proje konularında bir çalıştay yapmak üzere ziyarette bulunmuşlar!

ESOGÜ’nün bu kıymetli ve de hörmetli heyetini Hisarlar Grup A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Türker ile CEO Zafer Türker karşılamış. Ziyaretler kör ve sağırların bir birini ağırlaması yani şirketin yaptığı sunumlar ve taraf temsilcilerinin konuşmalarıyla devam etmiş.

Prof. Dr. Hasan Gönen:

Bu ziyarette, Üniversite – Sanayi işbirliğini somut hale getirecek çalışmalar yapacağız. İnovasyonun ortaya çıkmasını istiyorsak üniversiteler olarak sanayi sektörü ile işbirliği gerçekleştirmeliyiz. Çünkü inovasyon teknolojiye dönüşür. Patent haline getirilen teknoloji bir katma değer oluşturur. Bu katma değer ise toplumun refah düzeyini arttırır.

Fazlı Türker:

Önemli ve heyecanlı bir gün yaşıyoruz. Şirket olarak her zaman Üniversite – Sanayi işbirliğine inanıyoruz.

Fazlı Türker binlerce işçinin emeğine ve kanına girmiş bir patron olarak karına kar katmak için Üniversite – Sanayi işbirliğine canı gönülden inanabilir. Buna canı gönülden inanıyoruz. İşçi sınıfının, emekçi kitlelerin, gençliğin örgütlü yumruğu sadece bir üyesi olduğu burjuvazinin kafasında patladığında kuyruğunu kıstırıp nereye kaçacağını şaşıracağına da canı gönülden inanıyoruz.

Gelelim Hasan Gönen’e,

Açıklamasında “inovasyonun ortaya çıkmasını istiyorsak” demiş.

İnovasyonun ortaya çıkmasını kim istiyor?
Üniversitelerin esas sahibi olan biz öğrenciler, zihinlerini burjuvaziye pazarlamamış akademisyenler, üniversitede çalışan işçiler, memurlar mı?
Yoksa bizim bıraktığımız boşlukta semiren bu burjuvazi kuyrukçusu bürokratlar mı? Üniversiteleri temsil yetkisini bu bürokratlara biz mi verdik?
Yoksa bürokrasinin kadim dostu burjuvazi mi?
O halde onlar bizi mi temsil ediyor yoksa bizi daha üniversite sıralarında sömürmenin hayalleriyle geceleri gözüne uyku girmeyen patronları mı?

Hasan Gönen’in açıklamasını tercüme edelim. Bahsettiği katma değer bizim kendimizi ve toplumun refahını düşünerek yarattığımız emeğin; patronların, şirketlerine karına dönüşmesidir. Bahsettiği “toplum refahı” işçi ve emekçilere daha azgın sömürü, daha büyük saldırılar, Kürt Ulusuna daha fazla katliam daha fazla inkardır.

Ve bizi sertifikalarla, sınavlarla rekabete ve bireyciliğe sürükleyen, daha üniversite sıralarında ürettiklerimizi emekçilerin kafasına balyoz gibi indirmek üzere hareket eden burjuvaziye peş keş çeken bu kemik hastası bürokratlara verecek cevabımız var. Olmalı!

Üniversitelerin gerçek sahibi olan biz öğrenciler örgütlü bir mücadele olmaksızın bu cevabı gözlerine sokamayız. İşçi sınıfının, sosyalizm mücadelesinin sağlam bir tuğlası olursak, ancak o zaman üniversitelerde parasız, bilimsel, anadilde eğitimi kazanabiliriz. Ancak o zaman üniversitelerimizde kendi emeğimizin patronlara peşkeş çekilmesine seyirci kalmayız. Ve seyirci kalmadıkça işte o zaman sosyalizm mücadelesinde mevziler kazanabiliriz. Sesleniyoruz! Mücadeleyi yükseltecek ve onlara üniversitelerin gerçek sahibinin kim olduğunu göstereceğiz! Örgütlenerek ve sessiz kalmayarak!

 

DPG / Eskişehir