Eğitim Sen Ankara Üniversiteler Şubesi bugün Ankara üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde, geçen hafta göaltına alınan ve tutuklanan öğrencilere sahip çıktıklarını göstermek ve onların salıverilmesini talep etmek üzere bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Basın açıklamasından önce kampüs içerisinde bir araya gelen öğretim görevlileri ve destek veren öğrenciler kampüs kapısına kadar sloganlar eşliğinde kısa bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Yürüyüş sırasında
-Öğrencime dokunma, saçına bile!
-Polis defol üniversiteler bizimdir!”
Sloganları sık sık duyuldu. Kampus kapısına kadar gelen kitle ardından basın açıklamasını gerçekleştirdi. Okunan basın metnini aynen aktarıyoruz:
“Basına ve Halkımıza
AKP’nin ülkedeki bütün muhalifler için yarattığı korku ve istibdat rejimi, Mc Carthy’ci bir cadı avına dönüşerek devam ediyor. Uyandığımız her sabah ilk gördüğümüz, düzinelerce gazetecinin, siyasetçinin, avukatın, öğrencinin ve her kesimden muhalifin gözaltına alınmış olması oluyor. AKP’nin yarattığı yeni resmi ideolojinin dışında kalan her düşünce kriminalize ediliyor. Sınırları genişletilmiş ve içeriği muğlaklaştırılmış bir terör tanımıyla, haber yapmak, protesto gösterisine katılmak, ders anlatmak, kitap yazmak ve hatta İçişlerş Bakanı’na göre resim yapmak, şiir yazmak bile terörist faaliyet içinde değerlendiriliyor. İliştirilmiş medyanın kara propagandasıyla paralel yürütülen operasyonlarda tutuklananların akrabalarının siyasi kimliği yahut karılarının/kocalarının etnik kimliği bile suç delili olarak addediliyor. Yani kısaca, AKP’nin ve türevlerinin düşüncesine göre “suçsuzluğu kanıtlanana kadar herkes suçlu” oluyor. Suçsuzluğu kanıtlamanın tek yolu ise AKP’ye, müttefiklerine ve resmi ideolojisine biat etmekten geçiyor.
Geçtiğimiz Salı günü, Ankara’da 7 üniversite öğrencisi gözaltına alındı. Bunlarda 5 tanesi mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine kondu. Öğrencilerin tutuklanmasında öne sürülen delillerden biriyse, Türkiye tarihine bir utanç abidesi olarak dikilecek olan Uludere Katliamını protesto etmek için düzenlenen gösterilere katılmak. 19’u çocuk olmak üzere 34 insanımızın öldürüldüğü bir katliamı protesto etmenin suç sayıldığı bir rejimde yargılanan şey bellidir:Vicdan. AKP, vicdanı ve adalet duygusunu yargılıyor. Ayrıca gözaltına alınan ve tutuklanan öğrencilerin, sınav döneminde olması yapılan operasyonların kendinden menkul bir cezalandırma aracı olduğunu gösteriyor. Gözaltındayken final sınavına girememiş öğrenciler şimdiden en az bir dönem kaybetmiş durumdadırlar.
Bizler, eğitim emekçileri ve adalet duygusuna sahip bilim insanları olarak, Kürt halkın, her kesimden muhaliflere ve üniversitelere yönelik operasyonların derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Üniversiteler, toplum yararına bilgi üreten birer kurum; öğrenciler de bu kurumların temel bileşenidir. Öğrencilerimizi gözaltına alınması ve tutuklanması, eleştirel ve özgür düşünceye, bilimsel üretime vurulmak istenen darbenin göstergesidir. Muktedirlerin, başta üniversiteler olmak üzere her alanda korku ve dehşet yaratma arzusunu reddediyoruz. AKP’nin milliyetçi ve ayrıştırıcı politikalardan vazgeçip Kürt sorununda barışçıl yollara başvurması gerektiğini düşünüyoruz. Yaratılan hasımlık ve nefret atmosferinde bir üniversite profesörünün Kürtler için soykırım talep edebilmesinin tehlikelerine dikkat çekiyor ve bu ortamın Türkiye halklarına felaketten başka bir şey getirmeyeceğini söylüyoruz. Her şeyden önce tutuklanan öğrencilerimizin sınav hakları konusunda yapılması gereken her şeyin acilen yapılmasını ve en kısa sürede cezaevlerinde tutuklu bulunan 600’e yakın üniversite öğrencisinin salıverilmesini talep ediyoruz. Öğrencilerimizin yanında oluğumuzu belirtiyor ve tarihin hiçbir döneminde zorbalığa boyun eğmeyen özgür düşüncenin AKP’nin baskılarına da boyun eğmeyeceğini ilan ediyoruz.
Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube”
16 Ocak 2012
Güncel
Üniversite hocaları öğrencilerine sahip çıktı!
-Öğrencime dokunma, saçına bile!
-Polis defol üniversiteler bizimdir!”