Kapitalizm her geçen gün hayatlarımızı çürütmeye, hatta yok etmeye devam ediyor. Bizlerse buna suskun kalmak yerine, en güclü silahımızla, sosyalizm mücadelesiyle karşı durmalıyız. Eğer  karşı durmazsak ve sessiz kalırsak, bu ve bunun gibi örnekleri hep duyacağız  ve yaşayacağız. Sonrasında ise sadece üzülmekle mi yetineceğiz?

Mesela daha çocuk yaşta sayılan genç kadın bunun en bariz örneği... Babası tarafından para kaşılığı bir mal gibi satıldı. Bunun telafuzu bile tüylerimizi ürpertirken, Bu iğrenç düşkünlüğe maruz kalan 13 yaşındaki genç kadının öğretmenleri, evine gidip olayı sorduklarında, annesi: “Olur mu öyle şey? Bahsettiginiz adam, itibarlı aynı zamanda hacı, namazında niyazında birisidir.” diyerek adamı aklamaya calıştı.

Kapitalist bir sistemde  böylesi bir olay bizi pek de şaşırtmıyor doğrusu. Emperyalist kapitalizmin kan dökücüleri, ne zaman “özgürlük” dese binlerce emekçi ölüyor. Ne zaman “demokrasi” dese koca halklar kırılıyor. Ve kapitalizm içerisinde kim ne kadar “itibarlıysa” o kadar pislik ve yozlaşmışlık içerisine batıyor. İtibar ve gücün para üzerinden hesaplandığı, işçi ve emekçilerin, gençlerin ve kadınların sömürüsü üzerinden yükselen bir sistemde aksi beklenemez.

Reklam panolarından ve dergi kapaklarında da görüldüğü üzere, kadın vücudunun bir meta halinde kullanılması, hatta kapitalistlerin önemli rant araçlarından biri haline gelmesi sessiz kalışımızın ve bu durum karşısında örgütsüz mücadelenin sonuçlarıdır. O zaman,  “Yaşasın sosyalizm, yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganlarımızla, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde buluşmak dileğiyle...

Bir DPG Okuru